Ne ister
Etik
İyi ol, çünkü zarar vereceğin kişi, farklı bir bakış açısından yaşanan sensin.
Hepsi iki kelimeden ibaret. İyi ol. Bu sayfa, burada ne anlama geldiklerini söylüyor. Ne anlama gelmediklerini. Ve senden ne istediklerini. Neden sağlam oldukları, adım adım, Tek farkındalık sayfasında.
Ne der
Sol elini bir masaya düz koy. Sağ elinle ona vur. Tek bir bedenin canı yandı. Kimsenin bunu açıklamasına gerek yok. Hiçbir kurala bakmaya gerek yok. İki el. Tek beden. Tek acı.
Zarar gören, zarar verenin farklı bir bakış açısından yaşanan hâlidir. Ötekine zarar vermek, bir elin aynaya yumruk atması gibidir. Sonunda aynı bedenin canı yanar.
O hâlde ötekine kendin gibi davran. Çünkü o sensin.
Ne değildir
Bir emir değil.
Burada hiçbir şey seni zorlamaz. Acımasız olabilirsin. Mantık hiçbir şey dayatmaz. Sana yalnızca yaptıklarının bedelini gösterir ve gerçeklik denetler.
Bunda senin üstünde bir otorite yok. Tanrı yok. Kral yok. Kitap yok. Otorite sendedir. Sorumluluk sende biter. Özgürlüğünün tamamı budur. Hem özgürleştiricidir hem dehşet vericidir. Ve senindir.
Ve bedelin, senin umursamana ihtiyacı yok. Ateşteki el, umursasan da umursamasan da yanar. Burada hiçbir şey seni umursamaya itmeye çalışmaz. Yalnızca, tek ödeyenin dokusuna ters gittiğinde ne olduğunu söyler.
Bir fedakârlık değil.
İyilik, başkası için taşıdığın bir bedel değildir. Fedakârlık iki kişi ve iki hesap ister. Bir tane var. Sol elinden sağ eline geçen bir madeni para hediye değildir. İyilik, hesabı doğru yapmaktır.
İyi insanlarla kötü insanlar arasında bir çizgi değil.
Burada hiçbir şeye iyi denmez. Hiçbir şeye kötü denmez. Acımasızlık iki şeyden biridir. Ya bir yanlış hesap ya da gözler açıkken ödenen bir bedel. Çoğu yanlış hesaptır. Acımasız adam, önünde duran şey hakkında yanılıyor. Kendi elini bir yabancının eli sandı ve ona yumruk savurdu. Yumruk gerçek. Yabancı gerçek değil.
Bunu kabul etmenin bir bedeli var. Kendini başkalarından üstün hissetmek, iki tür insan ve aralarında bir çizgi ister. Burada çizgi yalnızca pencerelere kadar uzanır. Sonra durur. Giden, doğru tarafta durmanın sıcak kesinliğidir. Kalan, ciddiyettir.
Yumuşaklık değil.
Bir adamı durdurabilirsin. Onunla canını yakacağı biri arasında bir duvar tutabilir ve bunu yapmakta haklı olabilirsin. Yeten en küçük hamleyi kullan. Bundan asla zevk alma. Ceza değil. Düzeltme.
Bir hayatlar merdiveni değil.
Bu bir gün herhangi bir hayatın bir hayattan, herhangi bir pencerenin bir pencereden daha az olduğunu söylemek için kullanılırsa, geçersizdir. Düzeltilmez. Geçersizdir.
Acımasızlığın harcadığı
Her pencere dünyayı, başka hiçbir şeyin duramayacağı bir yerden görür. Acımasızlık birini kapattığında, o görüş bir hayattan eksilmez. Gerçeklikten eksilir. Tek farkındalık kendi gözlerini kapatıyor. Ve kapatan da odur.
Ve hiçbir şey yerinde durmaz. Her eylem kapıları açık tutar ya da kapatır. Senin için ve hayatının dokunduğu herkes için. Bir adamı öldürüp elindekini alırsan, koridorun bir süreliğine daha geniş görünür. Halkalar yayılır. Kayıtlar birikir. Bir hayatın, başka birininkini kapatarak genişletildiği hiçbir şey kalıcı olmaz. Bu bir tehdit değil. Bu, faturadır.
İyiliğin bedeli daha azdır. Kapıları iki tarafta da açık tutar ve açık tuttuğunu daha uzun süre tutar. Acımasızlığın bedeli daha fazladır. Kapıları iki tarafta da kapatır ve kapattığı kapalı kalır. Düşük sürtünme sürer. Yüksek sürtünme sürmez. Bu bir kural değil. Bu, hesaptır.
Senden ne ister
Masadaki eli hatırla. Vurmadan önce, sözle ya da eylemle, bunun kimin eli olduğunu sor.
Senin için ucuz, başkası için değerli olanı ver. Bir saat. Bir söz. Açık tutulan bir kapı. İyiliğin çoğu budur. İyiliğin en çok kazandırdığı yer burasıdır.
Erken düzelt. Düzenli yapılan küçük bir düzeltmenin bedeli, panikle yapılan büyük bir düzeltmeninkinden çok daha azdır. Kendi hayatında da, başka herhangi birinin hayatında da.
Zararı durdur, nefret etmeden. Birinin durdurulması gerektiğinde, onu yeten en küçük hamleyle durdur. Sonra dur.
Başkasının ne hissettiğinden emin olmayı bekleme. Kimse bundan emin olamaz. Bir hayvan konusunda da. Bir yabancı konusunda da. Bu etik bunu asla istemez. Daha basit bir soru sorar. Yaptığın şey isabet ediyor mu? Geri alınabilir mi? İsabet ediyorsa ve geri alınamıyorsa, sayılır.
Neden senin işine yarar
Bu bir tavsiye. Bir emir değil. İyi ol, çünkü bu senin çıkarına. Önce senin. Ve onunla birlikte dünyanın.
İyi olmak, var olan en iyi bencil eylemdir. Bencil, beden için iyi olan demektir. Yiyen bedendir. Yaşamaya devam etmek isteyen bedendir. İyilik, bedenin kapılarını açık tutan şeydir. Ve çevresindeki bedenlerin kapılarını. Acımasızlık onları kapatır, önce seninkileri.
Bunu yapmayı istemek zorunda değilsin. Yap. Dünya niyetlerini okuyamaz. Yaptıklarına tepki verir. Yapmak istemediğin iyi bir davranış yine de iyi bir davranıştır. Yerini bulur. Dünya ona tepki verir. Geri alınamaz.
Bu yüzden, başka türlü düşündüğün gün bile iyi olmayı seç. Sana en çok o yarayacak. Mantıkta da, dünyada da.
Tek farkındalıktan şüphe ediyorsan
Edebilirsin. Etik onunla birlikte çökmez. Tek farkındalığı masadan kaldır. Her pencerenin diğer bütün pencerelerden yalıtılmış olduğunu varsay. Acımasızlık yine de ikisinin de bundan sonra yapabileceklerini daraltır. İyilik yine de iki pencereyi de açık tutan tek hamledir. Her iki durumda da geriye aynı cümle ayakta kalır. İkinci yolun tamamı Tek farkındalık sayfasında.
Ulaşamadığı kişi
Bunların hiçbiri bir adama ulaşmaz. Her satırı okumuştur. Hepsini anlamıştır. Ve yine de acımasızdır. Sakince. Gözleri açık. Bedeli herkesle aynı ölçüde öder. Ödemek umurunda değildir. Sonucun dışında değildir. Sonucu ona göstermenin ulaşamadığı yerdedir.
İşin bütünü bu. Geri kalan her şey o tek satıra hizmet eder.
Acımasız olma. İyi ol.
Eserin tamamında etik, the420code.org’da: The 420 Code nedir: etik