Bu kitap aynı zamanda on beş filmdir. Onu /films/being-after-religion/ adresinde izle.
Bu kitapta
- BirFark Edilmeyen Sıçrama
- İkiDünyanın İçindeki Tanrı
- ÜçTek Şey, Birçok Biçim
- Dörtİyilik Neden Yapısaldır
- BeşMimari
- AltıMetindeki Bıçak
- YediMekanizma
- SekizKayıt
- DokuzKarşı Test
- OnEmin misin?
- On birDogmasız Anlam
- On ikiNihai Etik
- On üçÜstünlük Taslamadan Düzeltme
- On dörtPusula Olarak Beden
- On beşÖtekisiz Yaşamak
Birinci Bölüm
Fark Edilmeyen Sıçrama
Nefes aldığımda, dünya nerede biter, ben nerede başlarım?
His
İnsan hayatı sessiz, ısrarlı bir hisle yaşar. Ben buradayım, gözlerimin arkasında, derimin içinde. Geri kalan her şey benim dışımda — başka insanlar, başka zihinler, gürültü, hava, yıldızlar.
Yakınlık anlarında bile o temel his kalır. Ben varım. Bir de ben olmayan var.
Bu his o kadar açıktır ki neredeyse kimse onu sorgulamaz. Kendini bir yorum olarak değil, bir olgu olarak sunar. Dilden önce gelir ve tartışmadan sonra da kalır. Bildiğim ilk şey ve şüphe ettiğim son şeydir.
Ama sormaya değer bir soru var ve o soru her şeyi değiştirir.
Ayrılık, ne olduğuma dair temel gerçek mi? Yoksa durduğum yerden her şeyin öyle görünmesi mi?
Beden bir çizgi çizer
Kendimi ayrı hissetmemin en basit nedeni bedenimdir.
Sinir sistemim hayatta kalmak için kurulmuştur. Tehditlerin ve fırsatların haritasını çıkarır. Neyin organizmaya ait olduğunu, neyin olmadığını bilir. Açlık burada hissedilir. Acı burada hissedilir. Her sinyal aynı şeyi söyler: bu bedeni koru.
Hayatta kalma açısından, dünyayı ben ve ben olmayan diye ikiye ayırmak son derece mantıklıdır. Kendini çevresinden ayırt edemeyen bir hayvan uzun yaşamazdı.
Ayrılık bir hata değildir. Bir hayatta kalma stratejisidir.
Ama bir strateji, gerçekle aynı şey değildir. Harita işe yarar. Harita arazi değildir.
Zihin bir hikâye ekler
Bedenin çizgisinin üstüne, zihin bir anlatıcı ekler.
Duyumlarım, anılarım, korkularım, alışkanlıklarım, umutlarım var ve onlardan bir karakter örerim. Bu benim. Bu benim hayatım. Önem verdiğim şey bu.
Hikâye işe yarar. Süreklilik yaratır. Öğrenmemi, plan yapmamı, sorumluluk almamı sağlar.
Ama aynı zamanda benliğin bir şey olduğu hissini de güçlendirir — başka katı nesnelerle dolu bir dünyada hareket eden, geri kalan her şeyden yalıtılmış, katı bir nesne.
Ben dediğimizde, ne demek istediğimizden emin miyiz? Bir beden mi? Bir kişilik mi? Bir zihin mi? Zihnin ardındaki bir şey mi?
Emin değiliz, çünkü ben duygusu çoktan kurulmuş olarak gelir. Kendini apaçık bir şey olarak sunar. Kimse doğru olup olmadığını sormaz.
O merkez bir kez kabul edilince, geri kalan her şey öteki olur.
Dil onu kilitler
Beden bir çizgi çiziyor ve zihin onu güçlendiriyorsa, dil onu kalıcıymış gibi hissettirir.
Dil, şeyleri adlandırılmış parçalara bölerek işler. Ağaç. Gökyüzü. Kişi. Yabancı. Benim. Senin.
Bu bölünmeler işe yarar. Onlar olmadan iletişim kuramaz, iş birliği yapamaz ya da net düşünemezdim.
Ama işe yararlık sessizce kafa karışıklığına dönüşebilir. Dil böldüğü için, bölünmeyi gerçekliğin temel doğasıymış gibi gösterebilir. Adlandırılmış şeylere, tek bir sürecin içindeki örüntülermiş gibi değil, gerçekten ayrıymış gibi davranmaya başlarım.
Kelimeler gereklidir. Ama yalnızca bağlantı olan yerde ayrılık ima edebilirler.
Grup onu büyütür
Ayrılık kişisel kalmaz. Toplumsal olur.
Gruplar kurarız. Kimlikleri miras alırız. Biz ile onlar arasına çizgiler çekeriz.
Bu çok eskidir ve her zaman zararlı değildir. Topluluk besleyici olabilir. Ortak kültür aidiyet yaratır.
Sorun, farklılık mesafeye dönüştüğünde başlar — benim gibi olmayan, benden aşağı olana ya da benimle hiçbir ilgisi olmayana dönüştüğünde.
O noktada empati isteğe bağlı hâle gelir. Diğer kişinin iç dünyası gözden kaybolur. İnkâr edildiği için değil. Artık hissedilmediği için.
Bu genellikle kendini acımasızlık olarak duyurmaz. Kendini makullük olarak duyurur. Onlar bizden farklı. Onlar bizim değerlerimizi paylaşmıyor.
Bu cümleler sakince söylenir. Onlara güç veren de tam olarak budur.
Sıçrama
Bedenin, hikâyenin, dilin ve grubun altında, neredeyse hiç kimsenin kendini yaparken yakalamadığı bir hamle vardır.
Kendimi ayrı olarak deneyimliyorum demekten temelde ayrıyım demeye geçerim.
Bu hamle doğal gelir. Garantili değildir.
Deneyim, bakış açısıyla biçimlenir. Bakış açısı, tasarımı gereği sınırlıdır. Ama sınırlılık, yalıtılmışlık anlamına gelmez.
Bir gün doğumunu gördüğümde, o benim dışımdaymış gibi görünür. Ama ışık gözlerime girer, elektrik sinyallerine dönüşür, bir deneyime dönüşür. O anda iç ile dış arasındaki çizgi tam olarak nerededir?
Nefes aldığımda, dünya nerede biter, ben nerede başlarım?
Tamamen bağımsız bir benlik bulmak zordur.
Öyleyse ilk adım düşünsel dürüstlüktür. Ayrılık bir deneyimdir. Ne olduğum hakkındaki son söz olmayabilir.
İşe yarar sınırlar, nihai sınırlar değil
Sınırlar vardır. Bedenlerin derisi vardır. Kavramların tanımları vardır. Bu sınırlar amaçlara hizmet eder — hayatta kalma, koordinasyon, iletişim.
Ama işe yarar sınırlar kolayca nihai sınırlar sanılır.
Bir hücrenin zarı vardır, ama yalnızca çevresiyle alışveriş yoluyla var olur. Bir insanın bedeni vardır, ama yalnızca ilişki yoluyla var olur — biyolojik, toplumsal, ekolojik.
Sınırlar var olanı düzenler. Onu ayrı varlık türlerine bölmez.
Kum iki farklı maddeye dönüşmeden kuma bir çizgi çizebilirim. Çizgi gerçektir. Kum tektir.
Eğer bu doğruysa — gerçeklik, tekmiş gibi davranan birçok şey değil de birçok olarak görünen tek bir şeyse — o zaman ardından gelen şey bir kuram değildir. Bir düzeltmedir.
Bu düzeltmenin adı birliktir. Aynılık değil. Farklılığın silinmesi değil. Yalnızca ayrımın kopukluk gerektirmediğinin fark edilmesi.
Bu bir kez görüldüğünde, dünya hakkında neye inandığım ile başkalarına nasıl davrandığım arasındaki bağ kaçınılmaz olur.
Bu bölüm, Dinden Sonra Var Olmak kitabının Birinci Bölümü’nün kısa baskısıdır.
Bu, Dinden Sonra Var Olmak’ın kısa baskısıdır — bir özet. Bir adımın burada kısaltıldığı yerde, asıl kitap onu eksiksiz taşır. Asıl kitap (PDF) · Bu baskı (PDF) · Bu baskıyı çevrim içi oku
Aynı sayfalar, fiziği ve ispatlarıyla birlikte the420code.org’da: the420code.org/five-doors/being-after-religion/01-the-unnoticed-leap/